Tarihte Hamamlar ve Yıkanma Kültürü

Roma Hamamları
Roma Hamamları

Yıkanmak insanlık tarihi kadar eskidir ve insanın temel ihtiyaçlarından birisidir. Tarih boyunca gelişen uygarlıklarda, insanların bugün de geçerli olan üç farklı amaç için yıkandıkları görülür: rahatlama, dini bir gereklilik olan ruhsal arınma ve  vücut temizliği. Bu eylem için geçmişten günümüze özel yıkanma teknelerinden, yüzlerce hektar alana yayılan büyük halk hamamlarına kadar değişik boyutlarda ve ayrıntılarda yıkanma mekanları tesis edilmiştir. Eski Mısır’da su ile vücut temizliği anlayışı yakın ilişkilidir. Nil nehri kutsal sudur ve rahipler günde dört defa soğuk su ile yıkanırlardı. Hint kültüründe ise Ganj gibi belirli ırmaklar kutsal sayılır, bunların sularının insanları günahlarından arındırdığına inanılırdı.

Çok eski kültürlerde yıkanma yerlerinin (hamamların) olduğunu görüyoruz.  Anadolu’da İ.Ö. 2. binyıl boyunca varlığını sürdüren Hitit uygarlığına yönelik kazılarda bulunan banyo odalarından, yıkanmanın bir mekan ve yönteme bağlı yerleşik bir alışkanlık olduğu anlaşılmaktadır.

Yıkanmak için düşünülmüş kapalı mekanların ilk izlerine İ.Ö. 3.bin yılda Indus ırmağı kıyısındaki Mohenjo-Daro’da (şimdi Pakistan’daki Sind bölgesinde) hamamların olduğunu anlıyoruz. Mezopotamya’da Mari saraylarındaki hamamlar İ.Ö. 2. bin yıla tarihlenmiştir. Kısa duvarlı veya seramik küvetler, kanalizasyon, su yalıtımları, bitümlü zemin kaplamaları bu tip yerlere işaret etmektedir. Yunanistan’daki kazılardan elde edilen bulgular Girit’te İ.Ö. yak. 2600 – 1200 da ve Miken Uygarlığı’nda İ.Ö. yak. 1600. yıldan itibaren yıkanma kültürüne işarettir. İç Anadolu’da Boğazköy’de İ.Ö. 1400-1200 lere tarihlenen Hitit tapınağında, Anadolu – Suriye sınırında Tel Halaf’ta İ.Ö. 8-9. yy Asur dönemine ait saray ve tapınaklarda yıkanma işemi için özel olarak inşa eilmiş mekanlar bulunmuştur.

Çok daha sonra Antik Yunanistan’da İ.Ö. 4.yy gelişmeler hamam kültürüne ağırlıklı katkı sağlamıştır. Günlük yaşamda, spor alanlarının yanına soğuk sulu yıkanma küvetleri, dairesel kuru terleme odaları – Lakonikum konurdu. Lakonikumun ortasındaki ateş ısıtmayı sağlardı. Ortadaki ateşin üzerinde su buharlaştırıldığında buralara Sudatorium -buhar odaları- denirdi. Yunan hamamlarına ayrıca büyük bir havuz da – piscina– eklenirdi. Bir sonraki yüzyılda, ısıtma sistemleri geliştirildi.Hypokaust ısıtma sistemi ile zeminler ve odalar ısıtıldı. Yine bir Yunanlı, Hipokrat (İ.Ö. 467-377) sıcak maden sularının (kaplıcalar) sağaltıcı etkisini keşfetti.Meşhur deyimi ile, “mens sana in corpore sano” (Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.) ruhsal ve zihinsel sağlığın, vücut temizliğine bağlı olduğunu daha o zaman ortaya koymuştur.

Romalılar, yıkanma kültürünü, Yunanlılardan almıştır. Mevcut hamamları mükemmelleştirmişler ve hayallerin ötesindeki bir lüks ile özel ve umumi hamamlara zenginlik katmıştır. Romalılarda hamamlarda yalnızca en pahalı malzemeler kullanılırdı. Musluklar gümüş ve altından, duvarlarda onniks ve kıymetli mermerler kullanılır (yıkananların teninin rengini koyu göstermesi için kırmızı tonlar seçilirdi); giriş hollerini ve nişleri heykeller süslerdi. Mermerin parlamadığı duvarlarda ise yağlı boya resimler ve mozaikler vardı. Bu resimlerde, pastoral bahçe çardakları, çiçekler, balıklar tasvir edilirdi. Yine mermer mozaik süsler zeminleri kaplardı. Bütün bu ihtişama rağmen imparator bu hamamlarda halk ile birlikte yıkanırdı. Hatta kölelerin dahi bu hamalara girmesine izin verilirdi. Herkes hamamda eşitti! Cumhuriyetçilerin zamanında erkekler ve kadınlar için ayrı bölümler olmasına rağmen imparatorlukta hamamda karışık yıkanılırdı,balnea mixta! Pek tabii ki, eski roma hamamları yalnızca vücut temizliği ile sınırlı değildi. Spor alanları, güneş terasları, kütüphaneler, gastronomik lezzet alanları gibi yerler banyo öncesi ve veya banyo sonrası ziyaret edilenler arasındaydı. Hamam sefası saatler sürebilirdi. hatta bazı balneofiller, bütün gününü hamamda geçirirdi. Köleler de erkek veya kadın efendileri ile birlikte hamamlara gelirdi, Efendilerinin, elbiselerine göz kulak olur, masaj yapmak, krem vb bakım malzemelerini sürmek, saç ve tırnak bakımı, epilasyon vb özel hizmetleri yerine getirirlerdi.

Eski Roma’da da Grek yıkanma ritüeli devam ettirildi. Önce soyunma odasına, Apodyterium, girilir ve buradan soğuk banyoya, frigidarium, geçilirdi. Burası soğuk su havuzundan ve Piscina veya Natatio diye adlandırılan dışardaki  yüzme havuzundan oluşurdu. Buradan genellikle küçük olarak inşa edilen sıcak oda, Tepidarium’a, geçilir, daha sonra da  doğrudan en sıcak banyoya, Caldarium, girilirdi. Bazı hamamlarda tepidarium birden fazla ve sıcaklığı sırasıyla artan odalardan meydana gelirdi. Bu odalar ziyaretçilerin vücudunu sıcak banyoya hazırlardı. Caldarium’da nişlerin içinde sıcak su küvetleri (havuzları) – Alvei – bulunurdu. Termal hamamlar, büyük kaplıcalar, İmparator Agrippa (İ.Ö. 64-12) den itibaren bir eksen üzerinde simetrik olarak inşa edilmiştir. Eksen üzerinde sırasıyla frigidarium, tepidarium ve caldarium bulunur; yanlarda ise apodyteriumlar, palaestralar, diğer sıcak odalar, merhem odaları vb. yer alırdı. İmparator kaplıcaları 100.000 m2 yi aşan alanları kaplayabilirdi. Termal hamamlarda genellikle bulunmayan ancak şehir hamamlarında yukarıdaki bölümlere ilaveten sauna ve buhar odaları da olurdu. Eski Roma’nın parlak dönemlerinde  kür (terapi) banyolarının yoğun olarak talep gördüğünü biliyoruz.

Almanya’daki Badenweiler, İngiltere’deki Bath, ülkemizdeki Pamukkale (eski adıyla Hierapolis) ve İtalya’daki Amalfi kıyılarındaki kalıntılar buna en güzel örneklerdir.Tüm dünya burada yalnızca sağlık nedeniyle değil, her şeyden önce eğlenmek amacıyla da buluşurdu.

Kaynak: Baeder und Badekultur in Orient und Okzident – Ulrika Kiby

Bursa Hamamları – Elif Şehitoğlu

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *