KADINLAR HAMAMI

KADINLAR HAMAMI

Türk Kadınlar Hamamı – Le Barbier Paris 18.yy

Kadınlar Hamamı Doğu’ya seyahat eden Avrupalı gezginlerin hep ilgisini çekerdi. Gidenler gelenekleri tekrar tekrar tasvir ederlerdi. Osmanlı devri hamamları üzerinde en değerli tarihsel bilgileri 16. yy ın ilk yarısında Topkapı sarayı’nda görevlendirilien Luigi Bossano’dan öğreniyoruz. Bossano’ya göre konak haremlerinde yaşayan kadınlar çarşı hamamlarına pek gitmezlermiş. Orta ve alt sınıftan kadınlar ortalama yirmi kişilik gruplar halinde genellikle mahallelerindeki hamama giderlerdi.

“Kadınlar hamamda ellerini ve ayaklarını kına ile boyuyorlar.” (Johannes Wild). Hamamda vücudun tüylerden arındırılması da kadınların yine önemli bir uğraşı idi. Alman gezgin Schweigger, tüylerin alınmasında kullanılan hamam otunu tarif ediyor: “Kireç, aktarlarda zırnık adıyla satılan arsenik ve suyun karıştırılmasıyla beyaz renkte ve çamur kıvamında hamam otu elde edilir. hamamın başında vücut henüz kuruyken, istenmeyen kılların olduğu bölgeye sürülür; 5-6 dakika beklenir sonra suyla temizlenir. İstenmeyen tüy ve kıllar yok olur. Ancak dikkat edilmeyerek uzun süre beklenirse deride yanma hissi ile birlikte tahriş etkisi vardır. Bunun için hamamdan sonra vücuda yağ sürülür.”

Yıkandıktan sonra kadınlar bir arada oturur ve doyasıya yemekler yenirdi ki bu sayede  vücut formları Doğu’ya has ideal güzellik ölçülerinde tutulabilsin. Eğer o bölgede kadınlar hamamı yok ise, genel hamamın öğleden sonrası kadınlara ait olurdu. Giriş ücreti nisbeten ucuzdu ve ziyaretçinin durumuna göre belirlenirdi.

Gezginler, anılarında hamam zeminlerinde ve duvarlarındaki mermerlerin ihtişamını överler, şimdilerde pek görülmese de duvarlardaki hayvan ve manzara resimlerini  öne çıkarırlardı.
Osmanlı İmparatorluğu boyunca, kadınların yaşamı evlerinde ya da harem dairelerinde geçerdi. kadınların yalnız sokağa çıkmaları dini gerekçelerle yasaktı. Yalnız olmasalar dahi sık sık çıkmalaraı da hoş karşılanmazdı. Bu nedenle, uzun yüzyıllar boyunca, akrabaları, yakınları ya da komşularıyla 10-15 günde bir gittikleri tek yer olan hamamlar, önemli bir sosyal ilişki zeminiydi.

Kadınlar hamamının önemini, kocası İngiliz elçisi Sir Edward Wortley Mantagu ile birlikte 1717 de Istanbul’a gelen ve burada hamamları da ziyaret eden Lady Mary Montagu “Kadınların hamamların haricinde pek sosyal hayatları yok!” diye vurgular. Kadınların maslahtaki (camekan) hallerini de çok güzel betimlemiştir:

“… bazıları sohbet ederken, bazıları bir işle uğraşır, başkaları kahve ya da şerbet içerken rahatça minderlerin üzerine kendisini bırakırdı. Bu arada cariyeleri (genelde çok güzel ve alımlı onyedi veya onsekiz yaşlarında kızlar) hanımlarının saçlarına bakım uygulardı. Hanımlar, haftada bir günlerini bu şekilde kendilerine ayırır ve en azından dört ila beş saatlerini hamamda geçirirlerdi.”

Erkeklerden farklı olarak kadınların toplu hamam sefaları daha kalabalık, daha önceden hazırlanan, gelir düzeyini kesin olarak yansıtan olaylardı. Kadınların, gelin hamamı, loğusa hamamı, nişan hamamı, asker hamamı, sünnet hamamı gibi değişik hamama gitme gerekçeleri vardı.

Hamamlar, aynı zamanda gelin görme yeriydi. Ortaçağda Avrupa’da ve Bizans’ta olduğu gibi Gelin Yıkama vardı. Gelin, arkadaşlar, tanıdıklar ve akrabaların refakatinde gelin alayı olarak hamama giderdi.

“Takriben onyedi yaşında çok güzel bir kızdı. Iyi bir şekilde giydirilmişti ve parıldayan mücevherleri vardı. Kısacık bir anda, anadan doğma hale geldi. İki kız altın kaplı gümüş kaseleri tütsü ile doldurdu ve alayın önüne geçti. Diğerleri ikişer ikişer, altmış kişi oluncaya kadar onları takip etti. (…) Böylece gelin alayı, hamamın üç büyük odası içinde dolaşmaya devam etti. Sizlere bu sahnenin ne kadar güzel olduğunu tasvir etmem pek kolay değil. Çünkü kızların çoğu hemen hemen aynı ölçüde ve beyaz tene sahipler. Ayrıca sık sık hamama gitmekten ciltleri pürüzsüz ve pırıl pırıl parlamakta. Geçiş töreni tamamlandıktan sonra, gelin bütün akraba hanımların önüne götürüldü, onlar da kızı kucaklayıp ve şans diledikten sonra hediyelerini verdi. Kimi bazı mücevherat, kimi bazı kıymetli kumaşlar, eşarplar, takılar vb. Kız da onların ellerini öperek teşekkür etti.” Lady Montagu çok etkilendiği gelin hamamı törenini anlatmıştır.

“Aydınlık Kubbenin Altındaki Sıcaklık: Türk Hamamı” adlı eserinde Orhan Yılmazkaya, gelin hamamı evlenecek kızlar için düğünden önceki Salı günü yapılır ve çok önemlidir diye yazıyor. Kız tarafının düzenlediği bu hamam törenine damadın akrabaları da çağrılırdı. Tüp davetliler önce ılıklıkta toplanır, gelinin başına çarşaf tutularak dolaştırılır sonra hep birlikte sıcaklığa geçilirdi. Gelin kız burada, türküler, dualar, oyunlar ve övgüler eşliğinde yıkandıktan sonra göbek taşının etrafında üç kez dolaştırılır, altın ya da gümüş taslarla sular dökülür, kurna taşına  ve gelinin başından aşağı paralar çörek otları atılır kınalar yakılırdı. Bu paralar, bekar kızlar tarafından uğur getireceğine inanılarak toplanırdı.

Türk Hamamı – Orhan Yılmazkaya

Baeder und Badekultur in Orient und Okzident – Ulrika Kiby

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *